• Dr. Deniz Aytekin

Ultra maraton yarışları ve kalp sağlığı



Tipik bir yol maratonu 42 km 195 metre mesafede koşulur. Bu mesafenin üzerinde koşulan yarışlara ultra-maraton yarışları denir. Bazı araştırmacılar ise ultra-maratonları, 6 saat ve üzerinde yapılan koşu yarışları olarak tanımlamaktadır.

Bu yarışlar mesafe veya süre limitli şekilde koşulabilirken, genelde en kısa ultra-maraton 50 km mesafede koşulmaktadır.

Mesafe limitli yarışlarda sıklıkla koşulan 50-100 km veya 50-100 mil yarışları iken, 1000 km veya 3100 mil mesafede yarışları da bulunmaktadır.

Zaman limitli yarışlar genel olarak 6, 12, 24, 48, 72 saat veya 6-10 gün gibi sürelerde koşulabilir. En uzun resmi ultra-maraton yarışı, bu yıl 16 Haziran - 06 Ağustos tarihlerinde koşulan 23. self-transcendence (kendi sınırlarını aşma) 3100 mil yarışıdır. Bu yarışlara katılım her geçen yıl katbekat artmaktadır



Ultra maratoncu kimdir?

Tipik bir ultra maraton koşucusu;

-Erkek

-Yaklaşık 45 yaşında

-Evli

-İyi eğitimli

-Kadınlar ultra maraton koşucularının ortalama %20 ’si

-Erkek ultra maratoncular daha hızlı, daha yarışmacı ve daha riskli

-Kadınlar ise daha sağlık odaklı ve kontrollü

-Yol yarışçılarına göre daha yaşlıdırlar, antrenman döneminde, düşük pace ’de daha yüksek hacimde koşarlar.

-İlk ultra-maraton yarışına katılım yaklaşık 36 yaşında

-İlk yarış öncesi ortalama 7 yıl daha kısa mesafede yarış tecrübesi var

-Önemli bir yarış öncesi son yıl içerisinde ortalama 3000 km ve üzerinde antrenman koşusu yaparlar

-Genel topluma göre daha sağlıklıdırlar, okul ve iş yerinden rapor nedeniyle uzak kalınan süreleri daha kısadır

-Kanser, kalp damar hastalığı, inme/felç, HIV/AIDS veya diyabet (şeker hastalığı) vb. ciddi hastalıklar genel topluma göre daha düşük izlenmekte iken; alerji ve egzersize bağlı astım gibi sağlık problemleri daha sıktır.


Yol maraton koşucusu ile ultra maratoncu farkları nelerdir?

-Atletler ilk ultra maraton yarışları öncesinde, sıklıkla birkaç yol maraton yarışı koşmuş olurlar. Ultra-maraton yarışları koşmaya devam ederken de yol maraton yarışlarına katılırlar.

-Genelde benzerlikler olsa da iki grup arasında bazı temel farklar mevcut







Ultra-maratonlarda en iyi performansın sergilendiği yaşın incelendiği çalışmalar yapılmıştır. En önemli bulgu, maraton ve yarı maratonlara göre en iyi ultra-maraton dereceleri daha ileri yaşlarda izlenmektedir. Maratonlarda en iyi performansa ortalama olarak 30 yaş civarında ulaşılırken, ultra maratonlarda 35 yaş ve üzerindedir. Mesafe arttıkça yaş ortalaması da artmaktadır. 50 km yarışı için 39-45 olan en iyi derece yaş ortalaması, 100 km yarışında kadınlarda 30-55 yaş, erkeklerde 30-50 yaşa doğru çıkmaktadır. 100 mil (161 km) yarışlarında ise kadınlarda en iyi koşu zamanları 40-49 yaş aralığında, erkeklerde ise 30-39 yaş aralığında izlenmektedir. Maratonlara göre daha ileri yaşta en iyi derecelerin bir açıklaması, ultra maraton koşucularının, ultra maraton öncesi maratonlar koşmuş olması olabilir.

Ultra maraton, sürelere göre en iyi performans yaşları;






Ultra maraton yarışları, günden güne artan bir ilgi ve katılımcı sayısıyla gerçekleştirilmekte. Bu yarışlar hem bahsi geçen katılımcı profili itibariyle, hem de yarışların uzun mesafelerde, farklı iklim ve irtifa koşullarında koşuluyor olması nedeniyle sağlığa karşı potansiyel bir tehlike oluşturmaktadır. Vücuda ait birçok sistem bu potansiyel tehlikeden payını alabilir. Sindirim sistemi, kas iskelet sistemi, hormonal sistem, immun (bağışıklık) sistemi, sinir sistemi ve böbreklerin dahil olduğu üriner sistem böylesine uzun antrenman ve yarışlardan etkilenebilir.


Kalp ve dolaşım sistemi ise bu anlamda özel bir yere sahiptir. Kalbe ait problemlerin çok daha hayati öneme sahip olması ve sıklıkla hızlı ivedi tedavi gerektirmesi nedeniyle özel bir ilgi alanı oluşturmaktadır.



Kalp ve dolaşım sistemi üzerine etkiler kısa süreli ve uzun süreli etkiler olarak 2 temel başlıkta değerlendirilebilir.


1) Yarışın uzunluğuna ve atletin fitness (uygunluk) düzeyine bağlı olmakla beraber egzersiz sırasında ve/veya sonrasında kalp hasarını gösterebilen enzim ve hormonlarda artış saptanabilir. Kalbe hassas Troponin I veya T, BNP (beyin natriüretik peptid), ANP (atriyal natriüretik peptid), CK (kreatin kinaz), CK-MB (beyin ve kalbe hassas kreatin kinaz) sıklıkla artışın saptanabildiği belirteçlerdir. Bu belirteçlerdeki artış sıklıkla organik kalp problemlerinde (kalp krizi vb.) saptanan değerlerin çok altında kalmakta ve de çok daha kısa sürede (sıklıkla birkaç günde) normale dönmektedir. Ayrıca yapılan elektrokardiyografik (EKG), ekokardiyografik (EKO), sintigrafik incelemelerde uzamış egzersizler sonrası kalbin karıncık (ventrikül) adını verdiğimiz ve asıl pompa işini yapan bölümlerinde hem kasılma hem de gevşemede geçici süreli bozulmalar olduğu saptanmıştır. Ultra maratonun mesafesi ve koşunun hızı/şiddeti arttıkça bu gibi bulguların saptanma oranı artmaktadır. Bu bulgular sıklıkla kendiliğinden düzelir, ancak kalp hastalıklarına ait olabilecek şikayetler varlığında birey, tam teşekküllü merkezlerde tetkik ve tedavi edilmelidir.

2) Uzamış endurans (dayanıklılık) egzersizlerinin kalp ve dolaşım sistemi üzerine uzun vadeli etkileri yıllardır araştırılmakta. Birçok sağlıklı yaşam kılavuzu, önerilen egzersiz için alt bir limit belirtmekte iken faydanın devam ettiği üst limit konusunda çok net bilgiler içermemektedir. Bunun nedeni böyle bir üst limitin olmaması veya henüz saptanamamış olması olabilir. Ancak bizler biliyoruz ki kalp ve dolaşım sistemi risklerine ve de tüm sebeplere bağlı ölüme karşı en büyük fayda aslında görece çok az egzersiz şiddet ve hacimlerinde (haftada 150-300 dakika orta şiddette yürüyüş vb. egzersiz) kazanılabilmektedir. Bu şiddet ve hacmin ötesinde, egzersizin faydası hızını azaltarak devam etmektedir.


Faydanın plato çizmeye başladığı veya geriye dönüp egzersizin zarar vermeye başladığı bir nokta var mı? Araştırılmaya devam ediyor. Henüz böyle bir veri yok.

Peki ne biliniyor?


1) Uzun süren yüksek şiddette egzersiz ile kalp koroner damar plak ve kireçlenmesi artıyor. Ancak bu artış görece olarak iyi huylu olarak değerlendirilebilecek, kalp krizi oluşturma potansiyeli düşük (uyuyan) taşlaşmış plaklardan oluşmakta. Oysa egzersiz yapmayanların kalp koroner damarlarında, yumuşak veya mikst tip denen ve kalp krizi ve ani ölüme neden olabilecek aktif plaklara daha sık saptanıyor.

2) Yüksek hacim ve şiddette egzersiz yapanlarda Atriyal fibrilasyon denilen özel bir kalp ritim bozukluğu tipi daha fazla gözlenmekte. Ancak buna bağlı gelişebilecek pıhtı ve inme (felç) egzersiz yapmayanlardaki atriyal fibrilasyona göre daha nadir gözlenmekte.

3) Henüz tam olarak ne olduğunu ve nelere sebep olabileceğini bilmediğimiz kalbin kas dokusunda bağ dokusunda artış. Potansiyel bir ritim bozukluğu kaynağı olabilir.

4) Kayaklı koşu ve Fransa bisiklet turu sporcuları gibi endurans atletleri kendi yaşıtlarına göre daha uzun yaşıyor ve daha az kalp ve diğer nedenlere bağlı sağlık problemleri yaşıyor.

5) Ultra maraton atletlerinin kan incelemelerinde yüksek kalp krizi riski taşıyan kan yağlarının (düşük yoğunluklu lipoprotein, LDL ve trigliserid vb.) daha düşük miktarda olduğu saptanmış. Ayrıca iyi huylu olduğu bilinen kan yağlarının (yüksek yoğunluklu lipoprotein,HDL) daha yüksek olduğunu da bilmekteyiz. Bunlar koruyucu etkiler gösteriyor olabilirler.

6) Ultra maraton atletleri daha az hastalanır ve daha az oranda hastalığa bağlı izin ihtiyacı gösterirler.

7) Alkol ve sigara vb. zararlı maddelerin kullanımı genel topluma göre daha düşüktür.

8) Metabolik parametreler (insülin vb.) endurans atletlerinde daha olumludur.



Sonuç;

Ultra-maraton, fiziksel ve ruhsal olarak verilen bir mücadele. Bu mücadele sırasında karşılaşılabilecek problemler iyi bilinmeli ve önlem alınmalı. İrtifa, iklim şartlarının etkisi iyi bilinmeli. Hiponatremi vb. elektrolit bozukluklarından korunmak, olduğunda ise erken tanı koymak hayat kurtarıcı olabilir. Sıcak nemli koşulardaki yarışlarda güneş çarpmasından korunmak birçok problemi oluşmadan çözebilir.

Kalbe bağlı problemler en sık olmasa da en korkutucu problemler olabilir. Spora başlamadan ve sporu yaparken doktorunuzun önereceği aralıklarla kontrollere gitmek çok önemli. Ayrıca kalp hastalıklarına sebep olabilecek yandaş risk faktörlerini elimine etmek sağlığımız açısından önemli olacaktır. Sigara içen, düzenli alkol kullanan sporcuların kalbe bağlı problemler yaşaması çok olası. Rafine şeker gibi endüstriyel ürünlerin tüketilmesi, kötü uyku kalitesi, yüksek stresli yaşam, gereksiz non-steroid ağrı kesici vb. ilaç kullanımı, uygunsuz gıda takviyesi kullanımı, yasaklı ilaçların kullanımı gibi faktörler kalp ve diğer nedenlere bağlı sağlık sorunu yaşama risklerini arttıracaktır.

Egzersizi ve tabii ki ultra-maraton koşmayı bir bütün olarak algılayıp buna göre hareket edilmeli. Amaç sağlıklı kalmak ve uzun yıllar spor yapmak olmalıdır.

Atletin limitlerini bilmesi, profesyonel yardım ile antrenman ve yarış takviminin oluşturulması önerilir. Antrenman yaparken ve yarışırken vücudumuzdan gelen sinyallerin iyi değerlendirilmesi ve vücudumuza rağmen bir performansa zorlanmaması bence çok önemlidir.


Uzun yıllar sağlıkla, ağız tadıyla egzersiz yapan ultra maratonlar koşan bireyler olmanız dileklerimle.


Dr. Deniz AYTEKİN

@sporcukalpdoktoru


1) Long-Term Incidence of Atrial Fibrillation and Stroke Among Cross-Country Skiers Cohort Study of Endurance-Trained Male and Female Athletes Niclas Svedberg, Johan Sundström, Stefan James, Ulf Hållmarker, Kristina Hambraeus, Kasper Andersen Originally published26 Aug 2019https://doi.org/10.1161/CIRCULATIONAHA.118.039461Circulation. 2019;140:910–920

2) Changes of Cardiac Function During Ultradistance Trail Running Jouffroy, Romain et al.American Journal of Cardiology 2015 , Volume 116, Issue 8, 1284 – 1289

3) Knechtle B, Nikolaidis PT. Physiology and Pathophysiology in Ultra-Marathon Running. Front Physiol. 2018;9:634. Published 2018 Jun 1. doi:10.3389/fphys.2018.00634

4) Health and Exercise-Related Medical Issues among 1,212 Ultramarathon Runners: Baseline Findings from the Ultrarunners Longitudinal TRAcking (ULTRA) Study Martin D. Hoffman ,Eswar Krishnan Health and Exercise-Related Medical Issues among 1,212 Ultramarathon Runners: Baseline Findings from the Ultrarunners Longitudinal TRAcking (ULTRA) Study Martin D. Hoffman, Eswar KrishnanPLOS x Published: January 8, 2014https://doi.org/10.1371/journal.pone.0083867

5) Ignacio Martínez-Navarro, Juan M. Sánchez-Gómez, Eladio J. Collado-Boira, Barbara Hernando, Nayara Panizo, Carlos Hernando. (2019) Cardiac Damage Biomarkers and Heart Rate Variability Following a 118-Km Mountain Race: Relationship with Performance and Recovery. Journal of Sports Science and Medicine (18), 615 - 622.

578 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör